Binnur Kaya'dan:
Sahnede olmak nasıl bir duygu?
"Şu anda hiçbir idealim yok. Okurken bir ideal uğruna yaşadığını
zannediyorsun ama hayatta her şey bir bütün. Biz de bir bütünün
parçasıyız diye düşünüyorum şimdi. Yarın ne olacağını bilmediğimize
göre idealler manasız oluyor. Egolarımı kırmaya çalışıyorum.
Sahnede olup, kendimi göstermek mi; yoksa sahne üzerinde egomu
sıfırlayıp hep beraber bir şeyler paylaşmak mı? Seyirci bizi
alkışlarken ben de onları alkışlamak istiyorum, saatlerce oturup
seyrettikleri için.
Hayat bana çok acımasız geliyor. Komedi belki bu acıyı biraz daha
hafifletmek için işe yarıyor. Benim işlerimin iyi gitmesi, üşümüyor
ve tok olmam, o günü iyi geçirmem için yeterli değil."
"Canlandırdığım karakterlerin birçok yönüyle birbirine benzediği
söyleniyor. Evet biraz öyle. Bir de ben o karakteri canlandırırken
bu malzemeyi kullanıyorum. Bu ses, bu vücut! O yüzden verdiğim
tepkilerde ister istemez benzerlikler oluyor. Farklı rollerin de
elimden geldiğince üstesinden gelmeye çalışıyorum. Çeşit güzeldir.
İdealim olmadığı için paniğe kapılmıyorum. Unutulmak önemli değil,
yarın başka bir iş de yapabilirim. Evimdeki eşyalar dahil, her
şeyden vazgeçebilirim. Bu çok büyük bir özgürlük. Bana güven
veriyor."
"Eşeklere taş çıkartacak bir inadım var. İnat uğruna her şeyi
mahvedebilirim. Şu an onunla cebelleşiyorum. Ama kabullenmeyi
öğrendim. Bu beraberinde teslim olmayı da getiriyor, sabırsızlığıma
panzehir oluyor."
"- Komik bir karakteri canlandırmanın zorlukları neler?
Gülmek de, ağlamak gibi yoğun bir duygu, ama nedense ağlatmak
maharet gibi algılanıyor. Oysa komedide güldürmeye, komik olmaya
çalışan durumuna düşebilirsiniz. Bu da çok bıçak sırtı bir
nokta.
-Sizce neden "kadın komedyen" olmak tercih edilmez?
Çünkü komik kadın; çirkin, kilolu ve bakımsızdır. Oyunculuk, egoya
dayalı bir iş. Bu yüzden pek çok insan kaşımdı, gözümdü diyerek
dudağını, burnunu, dişlerini yaptırıyor. Komik kadın, bunlardan
mahrum olan kişi gibi algılanıyor ve sadece komik olması yeterli
geliyor. Ama ben buna bayılıyorum, çünkü çok gerçek. "
"Rollerin küçük ya da büyük olması da pek fark etmiyor benim için.
Televizyon da bir kitle iletişim aracı olarak önemli bir role
sahip. Bence orada da içinde bulunduğumuz kötü şartlara rağmen,
elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor. "
"Hiçbir idealim yok. Etrafımda iyi şartlarda olmayan bir sürü insan
varken, ideallerim de olamaz. En fazla, mahcup ve muhtaç olmamak,
sevdiklerimi onurlandırarak yaşamak gibi bir dileğim olabilir."
"- Ağlatan olmak daha mı zor?
Oynadığım karakterlerden memnunum, ayrıca seçenekler benim elimde
değil. Benim en büyük lüksüm bana sunulanların içinden seçim
yapmak. Bana oyna dendiğinde, işimi yapar oynarım. Hangi mesleği
yapıyor olursam olayım, bizi kurtaracak şey çalışmaktır; bunu
biliyorum. Yalnızlığımızı da dağıtacak şey budur. Ancak başarısız
olma hakkım da var, her insan gibi. Farklı bir karakter oynayıp
başarısız da olabilirim, bu benim için sorun teşkil etmez. Bu işi
severek yapıyorum, ayakta kalabilmek için hırsla çalışıyorum.
Başarı büyük bir lükstür severek yaptığınız işte... Başarısızlık da
deneyimi getirir, o yüzden korkunç bir şey değildir. "